Hisarönü Körfezi Yelken Keyfi

Yelkenli Yatçılık ile Hisarönü körfezinde yelken seyri.


Merhaba…

Sizlere Yelkenli Yatçılık’ın ana limanı olan Hisarönü Körfezi’ni ve Hisarönü Körfezi'nde yelkenli keyfini tanıtmak istiyorum. Gerçi kimse tam olarak tanıyamamış. Mesela mitolojide tanrıların, ödüllendirmek istediği kullarını uzun ömür bahşetmek üzere niçin Hisarönü Körfezi’ne gönderdiğini kimse keşfedememiş. Ve tıpkı bunu kanıtlamak istercesine, yöre insanının atalarının niçin hiç doktor ve palto tanımadan yüz yaşından uzun yaşadığını bilememiş…

Ben de bunları bilmiyordum ta ki Hisarönü Körfezi’ne ilk görüşte aşık olup teknemi Martı Marina’ya getirinceye kadar. Batı Karadeniz’in hırçınlığında, lojistik destekten yoksun şekilde binbir güçlükle teknemin keyfini sürmeye çalışırken bana niçin güneye inmediğimi sorarlardı.
Ben de hep, oralar çok sıcak derdim. Sıcakla rutubet birleşince çekilmez geliyor bana. Sonunda biri “tamam o zaman” dedi, “Martı Marina’ya git”. (Yelkenli teknenizi bağlayabileceğiniz bölgenin en iyi marinası)

Bir gece bindim arabaya, çıktım başkentten yola. Sabah Marmaris’e vardığımda daha günün ilk ışıklarıyla kendini hissettiren nemle şıpır şıpır terlemeye başladım bile. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın deyip vurdum Datça yoluna. Önce rampayı tırmandım kıvrıla kıvrıla. Tam tepeye geldiğimde birden sanki bir kapıdan geçtim. İklim aniden değişti. Yokuş aşağı indikçe ne rutubet kaldı ne de onun yarattığı yağlı hisli terleme. Rahatlayıverdim. Yüzüm gülmeye başladı. O ilk anda anladım ki Marmaris’e bağlı köyler olmasına rağmen Bozburun Yarımadası’nın batı yakası ayrı bir dünya. İklim tamamen farklı. Doğa tamamen farklı.

Nereden bahsediyorum? Hepimiz Datça Yarımadası’nın, Türkiye haritasında güneybatı köşede yatay bir parmak gibi yer aldığını bilir. İşte onu taklit etmek için sağ kolunuzu kaldırın, ön kolunuz yere paralel olsun. Üç parmağınızı kapatıp işaret ve baş parmaklarınızı açın. Baş parmağın aşağı göstermesi için elinizin sırtını kendinize döndürün. Marmaris aşağıda, baş parmağın bilekle birleştiği yerde. Datça istikametinde işaret parmağına gidebilmek için önce kemiğin çıkıntısını geçip, aşağıdaki iki parmağın birleştiği ovaya inin. İşte Hisarönü Köyü orada.

Körfezler isimlerini en dipteki yerleşim yerinden aldıklarından Hisarönü Körfezi’ne de bu köy adını vermiş. Baş parmağınızın batı yakasından biraz daha devam edin, Orhaniye Köyü’ne gelirsiniz. Meşhur Kızkumu’nun bulunduğu, çok çok eski tarihlerden beri çekek yeriyken liman haline getirilmiş Martı Marina’nın bulunduğu köy.

İşte ben size bu işaret parmağıyla baş parmak arasından bahsedeceğim. Bir de baş parmağın sanki tırnağının oralardan biri ısırıvermiş gibi içeri giren Yeşilova Körfezi’nden. Tek bir anlatımla bitirmek yerine de parça parça tanıtmaya çalışacağım bu cennet yöreyi.

Haa ben arabayla Hisarönü’ne vardım da ne oldu? İlk görüşte aşk. Daha tekneyi getirmeden oturup birbuçuk yıllık sözleşme yaptım Martı Marina’yla. Sonra da teknemi, Yelkenli Yatçılık’ın kurucusu Sayın Anıl Çivi’yle birlikte marinaya getirdik. Anıl Bey ufku geniş adamdı. Benim gibi bir tekne getirmekten değil, yat kiralama şirketi kurup, burayı ana liman yapma planlarından bahsetmeye başladı hemen… 2006 Yılında da bu planını hayata geçirdi. O tarihten beri başarıyla gelişen Yelkenli Yatçılık, pek çok “en” lere imza atan Türk şirketi oldu. Çok değerli eşi Özlem Aydın Çivi Hanımefendi de devraldığı bayrağı başarıyla dalgalandırıyor. Nazar değmesin…

Girizgahı biraz uzun kaçırınca körfezin kısa kenarını anlatayım bu yazıda. Yani Hisarönü Körfezi’nin güney yakasını. Yani marinadan çıkıp kıyı kıyı batıya giderkenki yerleri.

Teknelerimizin hepsinde hem denizciliğin hem de kalemin üstadı Sadun Boro’nun rehber kitabı var. Demirleme tavsiyeleri, dip yapısı, hakim rüzgar gibi bilgilendirmeler eksiksiz.

Orhaniye Köyü çok güzeldir. Tekneyi çözmeden gezilebilir. Cumartesi günleri pazarı kurulur. Köy içinde Migros, A101 ve yerel marketler mevcut.

Hele kral babasının askerlerine yakalanmamak için eteğindeki taşları denize ata ata çoban sevgilisine ulaşmaya çalışan prensesin yaptığı Kızkumu efsanedir. Deli askerler niçin yapılan yoldan gidip de eteğindeki taşları biten prensesi kurtarmamışlar bilemem ama hergün otobüsler dolusu insanların sanki bir mecburiyetmişcesine yürüdükleri Kızkumu’nu ayaklarının altından kurtaramayacağımız aşikar gibi… Aşık çobanın olayı seyrettiği yerde de 3-4 tane küçük marinet bulunmakta. Çok iyi demir tutan koyda bir sürü de alargada tekne bulunur. Amman dikkat; marinanın karşısındaki adanın etrafını dönmeyin sakın tekneyle. Adayla ana kara arası sığ. O minicik adada bile kale, manastır kalıntısı var, yöredeki pek çok adada olduğu gibi. Savaşlarda topraklar el değiştirirken, kutsal mekanlar, etraflarındaki vakıf arazileriyle birlikte mağlup devlette bırakılıyormuş. Bunu bilen uyanıklar, güçlenince ülkeyi geri almak için silah ve hazırlıkları bu ibadethanelerde topluyorlarmış.


Marinadan avara olup koydan da çıkarken iskelenizde “kuzeyimden geç” şamandırası göreceksiniz. Batıya rota tutup bu şamandırayı bordalarken hemen yanında, burnun üzerinde lüks bir otel göreceksiniz. Hemen sonrasında da U şeklinde büyücek bir koy. Turgut Köyü’nün sahili. Köyün yerleşimi iç kısımda. Son yangında büyük hasar görmüş olsa da hala gerçekten doğa harikası şelale de iç kısımda. Bu koyun batı kıyısında iki tane orta ölçekte marinet bulunuyor. Dip tarafta ise plaj.

Batı yönünde seyre devam ederken kıyıya yakın herhangi bir tehlike yok. Ama yelken basmadıysanız çok yaklaşmayın. Motor bu bozulur mu bozulur. Yelken basıp kumandayı ele alıncaya kadar karayı bulabiliriz. Derin olduğundan demir atmak da fayda vermeyecektir.

Neyse, biz Hisarönü Körfezinde yelkenli tatilinin keyifli yönlerinden söz edelim. Yol boyu ağaçlar denize kadar inerek hoş bir görüntü verir. 3-4 Tane minik girinti de göreceksiniz. Hakim rüzgara ve dalgaya açık olduklarından çakıl plaj da yapmışlardır kıyıda. Sakin havada ve özellikle sabah saatlerinde yüzme molası hoş olur. Gecelemeyi çok öneremem ama illa kalalım derseniz, bu girintilerin batıya burun yapan kısımlarına saklanın derim. Kış günlerinde karşılaştığımız güneyli sert havalarda ise mükemmel koruma sağlarlar.

Batıya seyrederken birden bire denizin güneye doğru sarktığını, karaların uzaklaşıverdiğini göreceksiniz. Meşhur Selimiye Köyü’nün giriş mevkiine hoşgeldiniz. Teknenin başını güneye çevirirken ayıbalığına benzer minik bir ada göreceksiniz. Doğu girintisinde bağlı bir tekne yoksa hemen kapın orayı. Gecelemek için başka planlarınız varsa bile en azından denizin güzelliğine bir göz atın derim. Anın tadını çıkaran insanlarsanız mutluluk garanti bir görüntü…

Rotayı güneye çevirince iskelenizde ağaçlar denize kadar, pruvanızda çok derine kadar inen bir büyük girinti ve kıyısında Selimiye yolunda ilerleyen arabaları göreceksiniz. Sancak baş omuzluğunuzda dimdik inen yüksek ve çıplak kayaların sınırlandırdığı bir küçük koy. Sığ Liman. Kum dibi ve sığ suyuyla sıcacık denizde harika bir yüzme molası ya da dilerseniz alargada geceleme.

Yok ben Sığ Liman’a girmeyeceğim, güneye doğru devam edeceğim diyorsanız, sancak tarafınızda ana karaya çok yaklaşmayın. Özellikle Selimiye’nin görüş alanınıza girmeye başladığı kısımlarda bol miktarda döküntü var.

Selimiye’yi anlatmaya ne hacet, çok meşhur. Koccamaan bir iç deniz gibi koyun kenarı, harikulade bir tatil beldesi. Seyir sırasında ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz yerel marketlerin yanı sıra bilinen markaların marketleri de bulunuyor. Koyun restoran ve kafeleri de pek keyifli. Eczane ve basit tekne malzemeleri ihtiyaçları karşılanır. Koya girişte sancak baş omuzluğunuzda tehlike şamandırasını göreceksiniz. Fazla yaklaşmayın yeter, çevresi neta. Ya alargada kalıp botla çıkılıyor ya da belediye iskelesine telefon açarak bağlama yeri sorulabilir. (Zaman içerisinde isim ve telefon değişebilir diye vermiyorum.) Veya rezervasyon yaptırdığınız restoranın önünde bağlama imkanı olabilir. Sormak lazım.

Selimiye’den çıkıp, takiben Sığ Liman’ı bordalayarak Hisarönü Körfezi’ne tekrar çıktık ve pruvamızı yine batıya döndürdük. Burada doğudan batıya doğru bir hat üzerinde sıralanmış beş tane ada başlıyor. Biz adalarla ana kara arasındaki kanala girelim. İskelemizde sarp, çıplak, yüksek kayalık. Denizin altında da aynı şekilde devam ettiğinden dokunacak kadar yaklaşabilirsiniz. Hakim rüzgar karşıdan ve kanalda hiç dalga olmadığından zevkli bir orsa seyri ile tramola idmanı yaparak ilerlenebilir batıya.


Sancaktaki ilk ada Kameriye. Doğuya bakan kıyısı gecelemeye uygun. Güneydoğu köşesindeki turkuaz sulara ise dayanmak mümkün değil. Kanalın püfür püfür esintisinde bir yüzme molası yakışır. Bu noktanın hemen bir gomina batısında, kıyıda güzel bir kilise kalıntısı var. Dilek ağacına çaput bağlama da var. Günübirlik tur teknelerinin olmazsa olmazı bir durak yeri. Bu bahsettiğim turkuaz suyla kilise arasındaki kısımda, ana karaya yakın noktada miniminnacık bir ada var. Etrafı güvenlidir. Daha sonra bahsedeceğim Dişlice Adası’na çok benzediği için ben Bebek Dişlice adı verdim.

Kameriye Adası’nı bordaladık, bitirdik. Hisarönü Körfezi'nden başlayan yelkenli tatilimize devam edelim Takiben Koca Ada başlayacak yine sancağımızda ama önce iskelemize bakalım. Sarp, yüksek kayalık güneye doğru içeri girer, kama gibi üçgen bir koy yapar. Germe Koyu. Kayaların yarığında yukarı doğru kıvrılan bir yol görürsünüz koyun dibinde. Bozburun’a giden yol. Çok yakındır Bozburun. Yokuşu çıkarım derseniz, yürüyerek bile gidilir. Etrafındaki dik kayalık yapı aşağıda da devam ettiğinden derindir Germe Koyu. Ama çöp bırakılabilecek alan, telefonla Bozburun’dan sipariş edilmiş ihtiyaçların teslimi gibi avantajları var. Hatta bazı gezi tekneleri buradan yolcu değişimi bile yapmaya başladı. Karada araba park edecek boşluk kalmıyor.

Germe Koyu’nu da bordalayıp batıya devam ediyoruz. Sancağımızda Koca Ada başladı. Onun da doğu kıyısı güvenli bir geceleme alanıdır. Sadece koltuk halatlarını bağlayacak uygun yerleri pek kıttır, o kadar.

Yok ben bu gece bir restoran iskelesine bağlanacağım diyorsanız, işte tam karşınızda Kuz Bükü. Germe Koyu’na yakın seyir yapıyorsanız, tam pruvanızdaki iskele…

Kuz Bükü’nden sonra ana kara Koca Ada’ya yaklaşır ve kanal daralır. Hele güney kısmı genişçe bir bant halinde sığlık olduğundan seyir yapılabilecek alan iyice dar kalmış olur.
Sancağınızda Koca Ada sarı toprak bir burunla bittiğinde iskelenizde de oldukça büyük, V şeklinde Kocabahçe Koyu görülür. Kıyıdaki sığlık artık bitmiştir ama koya yine de ağzının ortalarından giriş yapın. Doğuya yakın bir yerde, hiç tahmin edilemez bir kaya var dipte ve salmaya değebilecek kadar sığ. Lütfen haritadan kontrol edin.

Kocabahçe Koyu’nun dibi de V şeklinde ve derin, eriştelik. Yelkenli Yatçılık’ın bütün teknelerinde aynı muhteşem çapa kullanılıyor olduğundan, zincirliği tamamen boşaltmak şartıyla güvenli bir şekilde kıçtan kara olabilirsiniz. Koyun ister doğu, ister batı kıyısına. Ama yine de fırtınayı geçirmek için tercih etmeyin burayı derim.

Yok yine restoran iskelesine bağlanacağım diyorsanız, çözüm yine tam pruvada. Koyun dibindeki yanyana iki iskeleden batıdaki Sailors’ Paradise restoranın iskelesi. Hem sağlam tonozlarıyla güvenli hem de sektörün en tecrübelisi bir aile tarafından işletiliyor. Buraya yol olmaması da gerçekten denizci cennetine çeviriyor ortamı. Önceden arayarak yer ayırtmak şart. (Tarık Bey: 0531 322 47 97, Zerrin Hanım: 0531 322 47 92)

Yine devam batıya. Sancağımızda artık Koca Ada bitmiş, Uzun Ada başlamış. Bu kısımda adaların çevreleri (iki tanesinin kuzey uçları hariç) tehlikesiz ama iskelenizdeki ana karanın özellikle burun yapan çıkıntılarından açık geçin. Bir de artık kanal dalga almaya başladı.

Uzun Ada ve takiben Topan Ada’yı bordalayıp bitirinceye kadar iskelemizde gördüğümüz 2-3 girinti sadece kısa yüzme molalarına elverişli. Ancak Kargı Adası’na yaklaştığımızda, ana karada lodos istikametinde giren Girneyit Koyu gecelemeye de elverişlidir. Derin olduğundan yine zincirliği boşaltmak şartıyla.

Hayır kardeşim, açıkta gecelemek yok, kim uğraşacak yemek yapmakla diyorsanız az daha gidin batıya. Artık sırayla dizilmiş adalar bitti sancağınızda. Datça Yarımadası tüm heybetiyle yatıyor kuzeyinizde. Hatta rüyet açıksa Datça Kızlan Beli’ndeki rüzgar türbinlerini de görürsünüz. Çok değil 1,5 - 2 gomina sonra dünyaca ünlü Dirsek Bükü iskelenizde.

Her milletten denizcinin uğrak yeridir Dirsek Bükü. Ama sadece denizden uğranabilir buraya da. Koyun batı dibinde de aradığınız restoran ve güvenli tonozlarıyla iskelesi. Buraya da rezervasyon şart. (Levent Bey: 0532 161 16 20)

Hisarönü Körfezi’nin güney kıyılarını tamamladık. Ana karanın bittiği ve daha güneydeki Yeşilova Körfezi girişine burun yapan Atabol’a kadarki kısım hakim rüzgara ve dalgaya açık. Demirlemeye elverişli değil.

Tüm seyirleriniz size mutluluk versin, esenlik dileklerimle…

turgut ilhan

(1) Yorum

  • hisarönü körfezi yelken keyfi

    Dilara Ersoy - 20-03-2024

    Bu muhteşem yazıyı okurken resmen kendimi denizciymişim gibi hissederek orda tüm seyri yaşadım.Hisarönüne gidip ordan tekneyle açılıp rüzgara kendimi veresim ve sessizlikte içimdeki çocuksu çığlığı yaşama isteği geldi .Bu güzel yazıyı yazıp denizciliğe merak salmamızı sağladığınız için yürekten teşekkür ediyorum.Saygıdeğer Didem hocamın bana denizcilikten bahsederken gözlerinin ışıldamasını öyle hayranlıkla izledim ki ;sonra heyecanla Turgut beyin bu müthiş yazısını okudum.Gönlünü veren bu güzel yürekli insanlara çok ama çoook teşekkür ederim.

Yorum Yazın